Kısaca şöyle birşeydir: Internet hem işi hem
eğlencesi hem de olmazsa olmazıdır, her zaman eve iş getirir çünkü işi
evindedir,
patronu da elemanı da kendisidir, gececidir, gündüz uyur gece iş
yapar, hayır vampir değil normal insandır, genelde güneş doğarken
yatar, bu yüzden hayatı düzensizdir, uykuyu çok sever ama çoğu zaman
uykusuz kalır, rüya görmek için uyuduğunu söyleyebilecek kadar da rüya
görmeyi sever, kitap sever ama okumaz, alıp okuyamadığı kitaplardan
sürekli rahatsız olup her seferinde bir daha kitap almıycam der ama
dayanamaz gene alır, hayvanları özellikle de kedileri çok sever,
bilumum hayvan (kedi, köpek,
kuş,
karınca,
sinek, tavşan, sincap,
balık, kaplumbağa)
beslemiştir zamanında, alışverişi (özellikle internetten) çok sever ama
tutumludur, ucuzunu bulur alır ve bundan çok mutlu olur,
evcildir,
elektrik ve internet oldukça evde asla sıkılmaz, tembeldir, bu yüzden
planlarını hayata geçirmekte zorlanır, çokça plan ve proje yapar, bazı
ilginç buluş ve fikirleri vardır, elektromekaniğe ilgi duyar, başka da bir sporla pek ilgilenmez,
Beşiktaş'lıdır, ama futbolu sevmez, skora bakar, oyuna bakmaz,
başkasının oynadığı oyunu seyretmeyi sevmez kendi oynamayı sever,
minimalisttir, sadeliği sever, bunu hayatına yansıtır, çok arkadaş
yerine az ama öz arkadaşı olmasını yeğler,
büyük bir yerde küçük bir
adam olmak yerine küçük yerde büyük adam olmayı tercih eder, düşünmeyi
sever, hayal kurmayı sever ama hayalci değildir, gerçekçi hedeflerinin
çoğunu gerçekleştirmiştir, bu durum bazen ona endişe verir, pek
eğlenceli biri değildir,
asosyaldir, fazla konuşmaz, ağırbaşlıdır,
hayatının her döneminde fiziksel olarak yaşından 3-4 yaş küçük
göstermiş ancak yaşından 3-4 yaş büyük olmuştur, hayata dair
problemleri çözmeyi sever, gerçekçidir, mantığa ve düşünceye büyük önem
verir, mantıksızlık ve düşüncesizlik karşısında delirir, evlidir,
gürültücü ve mantıksız olmaları nedeniyle çocukları pek sevmez,
narsist görünebilir ama değildir,
mütevazidir, kendiyle barışıktır, sınırlarını ve zaaflarını bilir,
düzeyli tartışmayı sever, ikna edicidir, ikna edilmeyi de sever,
'
insanı üzen şeylerin aslında olaylar değil, o olayların üzüntü verici
olduğunu düşünmesidir, dolayısıyla üzülmek ve üzülmemek kendi
iradesindedir' gibi görüşleri olan Epiktetos'u sever, (bkz. alttaki
yazı) hayat üzerine birçok konuda onunla aynı fikirdedir, inançlıdır,
dindardır, liberaldir, sabit fikirli değildir (
fikirlerinin kölesi
değil efendisidir) ve öyle olanları (fikirlerinin kölesi olanları)
sevmez,
gelişime ve değişime açıktır, sabit işlerden nefret eder, hem
mühendislik hem de yazılım okumuştur, mühendisliği bırakmış, yazılıma geçmiştir ama okulla kayıt ve sınav günleri
haricinde ilgisi olmamıştır, klasik üniversite eğitimini sevmez,
kendini geliştirip pratik birşeyler yapmayı önemser, bir matematikçi gibi değil bir iktisatçı ve bir
mühendis gibi düşünür, resme uzaktan bakar, bütünü görür, geniş
düşünür, küçük detaylarla uğraşmayı sevmez, hedefe giden en kısa yolu
arar, detaylı işleri yapmayı sevmez ama planlarında detaycıdır, pratik
düşünüp hızlı karar verir ama zor beğenen biri olduğu için beğeni ile
ilgili konularda zor karar verir, formalitelerden nefret eder, düzeni
sever ama kuralları sevmez, adaleti sever ama hukuğu sevmez, rock-metal
sever ama gürültüyü sevmez, istanbul'u sever ama şehir hayatını sevmez,
telefonda konuşmayı sevmez, e-mail yollar, konuşmayı sevmez ama yazmayı
sever, yaratandan ötürü yaratılanı sever, bu siteyi sever, sitedeki
dostlarını sever, ve yazıyı buraya kadar okuduysanız size hem teşekkür,
hem de hayret eder...
...İnsan bir dramdaki aktöre benzer. Dünya ve
dünyanın tarihiyle ilgili bu dramda, insan yalnızca bir oyuncudur.
Oyuncu oynayacağı rolü seçemez, dekora, oyunun kendisine etkide
bulunamaz. Tanrı ya da akıl ilkesidir ki, her insanın bu tarih içinde
ne olacağını belirler. Dünya sahnesinde bir tiyatro eserindeki oyuncuya
benzeyen insan, hiçbir etkide bulunamayacağı şeyler karşısında kayıtsız
kalmak durumundadır. Onun kontrol edebileceği tek bir şey vardır: Kendi
tavrı ve tutkuları. O, bir başkasına daha iyi bir rol verildiği için
kıskançlık duymamalı, makyajı yapan burnunu çirkin gösterdiği için,
kendisini aşağılanmış hissetmemelidir. Yani, insan kendisine ne
verilmişse onunla yetinmeli, erişemeyeceği, sahip olamayacağı şeyler
için, açlık, kıskançlık duymamalıdır. Bütün bu duygular onu mutsuz
kılar. Öyleyse, yapılması gereken şey, akla uygun olmayan duygular,
tutkular karşısında, kişinin güçlü olması, bağımsızlığını kazanmasıdır.
Bu bağımsızlığa giden yol ise, bilgelikten geçer. İnsan kendisini bu
olumsuz duygulardan kurtarabilirse, yani duygusuzluk haline
ulaşabilirse, bilge insana özgü olan huzur ve mutluluğa kavuşabilir.
Zira, yalnızca bilge insan rolünün ne olduğunu bilebilir...
Epiktetos